İlk Kürt Bağımsızlık Hareketi; Revanduz Ayaklanması

1830 yıllarında Kürt bağımsızlık hareketinin merkezi Revanduz idi. Burası, İran sınırı ile büyük Zap nehrinin arasına düzen dağlık bir bölgedir. Kürt aşiretlerinin hareketi, burada Mehmet Paşa‘nın kumandanlığında başladı.

Bu hareket, Osmanlı ve İran hükümetlerine kardi girişilen bir kurtuluş savaşı niteliğini taşıyordu. Mehmet Paşa, Ravend aşiretinden olup, aslan 1171-1193’te Mısır Sultanı olan, Eyyubi devleti kurucusu ve haçlı ordularını yok eden ünlü Kürt kumandanı Selahaddin-i Eyyubi‘nin soyundandır.

Mehmet Paşa, önce yöredeki Kürt aşiretlerini emrinde birleştirme yoluna giderek , sınırını Azerbeycan’daki Kürt köylerine kadar genişletti. Ayrıca Zaho ve Amediye’deki iki büyük Kürt aşiretini de yönetimi altına aldı. Yalnız güneydeki ve kuzeydeki Bedirxan beylikleri kişisel rekabetin etkisi ile Mehmet Paşa ile birleşmemişlerdi.

Mehmet Paşa’nın mutlak egemen olduğu Revanduz, yüksek dağlarla çevrili muhkem bir kale halinde olduğundan, Osmanlı kuvvetlerinin buraya kolayca eli yetişemezdi.

Aslında onun hedefi, kendi topraklarında bağımsız bir Kürdistan Devleti kurmaktı. Bu amaç için de ortam onun lehine idi. Çünkü, politik zorluklar Osmanlı Devleti’nin bünyesini kemiriyordu. İstanbul, bu sırada Mısır’a egemen olup, orada bağımsızlığını ilan etmekle yetinmeyerek padişahlığın temelini de sarsmaya başlayan Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile mücadele ediyordu. Bu sırada Avrupa devletleri de rollerini oynuyorlardı. Nitekim aynı dönemde Avrupa devletleri arasında anlaşmazlık girmeseydi, Osmanlı Devleti Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın eliyle parçalanacaktı.

Bu durumlar içerisinde İstanbul hükümeti Revanduz’a Mehmet Paşa üzerine gerekli kuvveti gönderemedi. Ancak Sivas Valisi Reşit Paşa kumandasındaki bir kısım kuvvetlerini Kürdistan’a hareket ettirdi. Reşit Paşa, ilk saldırısında Kürt kuvvetlerini dağa çekilmek zorunda bıraktı. Bağdat Valisi Ali Rıza ile Musul Valisi Mehmet Paşa‘nın kuvvetlerinin de gelmesi ile Osmanlı askerlerinin sayısı 40 bine erişmişti.

Kuvvetler arasındaki büyük farka rağmen Kürtler, eşsiz bir direnme göstermeye başladılar. Geniş bir alana yayılan bir gerilla savaşına giriştiler. Bir süre sonra erzaklarının tükenmesinin de etkisi ile Osmanlılar kuvvetlerini geri çekmeye başladılar.

O sıralarda savaşa tanık olan Helmut Fon‘un anlattığına göre Osmanlılar, dağ eteğinde küçük bir yer işgal etmek için 30-40 gün savaşmak zorunda kalıyorlardı. Geri çekilen Osmanlı kuvvetleri erzak ve orduyu düzenlemek için hayli zaman harcadı. Bunu fırsat bilen Mehmet Paşa, bu defa İran’ın Revanduz’a yakın olan topraklarına saldırma hazırlıklarına başladı.

1835 Ekim ayının başlarında Kürt kuvvetleri Mehmet Paşa’nın kumandasında İran’a saldırıya geçtiler ve İran’ın Kutur bölgesini aldılar. İran kuvvetleri geri çekildiler. Heviy’den gönderilen İran yardımcı kuvvetleri, işgal edilen kısma yakın bir yerde karargahlandikları sırada, Mehmet Paşa ikinci bir saldırıya geçti ve Salduz civarındaki köyleri de işgal etti.

Bu savaşlarda İran’daki Kürtler, Mehmet Paşa ordusuna her türlü yardımı yapıyorlardı. Özellikle buralarda oturan Kürtler, İran hükümetinden çok zulüm gördükleri için kurtulacaklarını ümit ediyorlardı.

1833 yılının Eylül ayında Rusya‘nın Tahran konsolosu, Kafkasya‘daki kumandan Rozin‘e şunları yazıyordu:

Emircihangir Mirza, Kürtlere reva gördüğü ve beni dehşete düşüren davranışları ile aslında İran’ın geleceğine darbe vurduğunu düşünmüyor” diyordu.

Yine Kürtler, Bombay‘daki İngiliz kuvvetlerinde görevli olup, İran’ı ziyarete gelen Ravilson‘a şöyle dert yanıyorlardı:

Biz bütün gün var kuvvetlerimizle çalışıyoruz, lakin elimize geçen bir parça ekmek karnımızı doyurmaya bile yetmiyor. Biz çocuklarımız, kadınlarımız hepimiz yalınayağız, çıplağız, açız.

Azerbaycan’ın güney kısmındaki İran kuvvetlerine kumanda eden ve Emirnizam ismi ile ünlü olan Alitaki Han, 1837 yılının baharında buradaki Kürt birliklerine hücum ederek, işgal edilen yerleri ve tutsakları geri almak istedi. Kürtlerin silah bakımından zayıflığına rağmen tutunamayarak Tebriz‘deki Rus genel konsolosu Godiniç’e sığındı. Kuvvetlerini yeniden düzenlemek için konsolostan erzak, top, barut ve diğer silah yardımında bulunmasını istedi.

1837 yılının yazında 10 bin kişilik bir İran kuvveti Revanduz’a hücüma hazırlandı. İran hükümeti bu saldırı için acele davranıyordu. Çünkü Osmanlı kuvvetlerinin başında bulunan Reşit Paşa’da diğer yönden saldırı için hazırlanmıştı.

Mehmet Paşa Revanduz’a çekilerek gelecek saldırılara karşı planını hazırladı ve bir taraftan da İran ile Osmanlılar arasına çelişki sokmak çarelerine başvurdu. Bu nedenle, güvendiği kişilerden birini İran kuvvetleri kumandanına göndererek, Osmanlılara karşı birleşme ve onlara karşı birlikte savaşma teklifinde bulundu. Buna, İran’ı tanıma ve Tahran’a vergi ödeme önerisini de ekledi. Mehmet Paşa’nın bu önerisi İran tarafından kabul edilmedi.

Bu sırada harekete geçen İngiliz diplomatları İran ile Osmanlıların birleşmelerini o andaki çıkarlarına uygun buldukları için, Kürtlerden önce davranarak, iki devletin birlikte hareket etmelerini sağlamak amacıyla harekete geçtiler. Tebriz’deki İngiliz binbaşısı Şil, bunun için Temmuz 1837 başlarında Osmanlı karargahına geldi. Ayrıca İstanbul’da sürdürülen çalışmalar sonucunda İran ve Osmanlı devletlerinin ortak olarak Revanduz’a saldırmaları kararlaştırıldığı halde, bu birlik fiili olarak gerçekleşmedi.

Ağustos 1837’de Osmanlı Kuvvetleri Revanduz’u kuşattı. Mehmet Paşa erzak ve su darlığı karşısında daha fazla dayanamayacağını anladığı için, Reşit Paşa’nın şerefle teslim olması teklifini kabul etmek zorunda kaldı.

Bundan sonra Mehmet Paşa ailesi ve kendisi ile beraber bulunan diğer Kürt aşiret reisleri İstanbul’a gönderildi. Ayrıca Osmanlı hükümeti de İran’a, Azerbaycan’da uğradığı zararlara karşılık tazminat ödedi.

Revanduz’daki yenilgiden sonra Kürt beylerinin teslim olması ile ne hükümetin Kürt halkı üzerine baskısı azaldı, ne de karşı hareketler eksildi. Zaman zaman buralarda yaşayan ve zulümden yakalarını kurtaramayan Ermenilerin de katılması ile hükümet kuvvetleri ile çalışmalar devam etti. Bitlis‘in güneyinde Sason yöresinde şiddetli çarpışmalar oldu. Bu yöredeki iki küçük Hanlık olarak yaşayan Hayn ve Hezo beylikleri, Diyarbekir yöresindeki bazı aşiretler, hükümet kuvvetleri ile kanlı mücadelelere giriştiler. Osmanlı kuvvetleri buradaki köyleri toplarla yok etti, bazılarını da yaktı. Esir ettikleri Hayn reisi Timir Bey ile Hezo Beyi ve ayrıca bir Kürt aşiret reisini idam ederek, bu hareketi de sindirdi.

Basur yöresindeki Bekrean ve Reşgotan aşireti de az rastlanan bir kahramanlık hareketinde bulundular. Bu harekette kadınlar da erkeklerle yan yana dövüştüler. Yaşlıların, hatta çocukların da katıldığı bu mücadeleye Osmanlı hükümetinin karşı koyması çok şiddetli ve vahşice oldu. Yaşlı, çocuk ve kadın demeden vahşet derecesinde katliam ve zulümlerde ile bulunuldu. Mehmet Reşit Paşa ve onun ölümü ile (1837) yerine geçen Hafız Paşa Kürtlerin kulaklarını, parmaklarını kesiyor, karşılığında armağanlar alıyorlardı. Sonuçta Basur bölgesi de Kürtlerin kanı ile sulandıktan sonra teslim alındı.

Hiç şüphe yok ki Revanduz hareketi, Kürt aşiretleri arasında bağımsızlık çekirdeğinin geliştiğini gösteriyordu.

Yine başta İngiltere olmak üzere,büyük devletlerin, Kürt sorununu kendi çıkarlarına kullandıkları da meydandaydı. Önceleri İran ile Osmanlı devletlerinin iç sorunu olan Kürt meselesi, daha sonra diğer devletleri de önemle ilgilendiren bir sorun halini aldı.

*XIX. Yüzyılda Kürdistan Üzerinde Mücadeleler kitabından alınmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz