Qazi Muhammed Kimdir ?

William Aeglaton

1943 yılında, Mahabad‘ın birinci basamaktaki aileleri arasında İran‘ın öbür bölgelerindeki gibi aşırı ölçüde zengin adamlar ya da büyük feodaller yoktu. Bunun yerine nüfuz ve iktidar, daha çok ailelerin köklü oluşlarına, genişliklerine, çevredeki aşiretlerle olan akrabalık bağlarına ve toplum için vazgeçilemeyecek bazı hizmet olanaklarını ellerinde bulundurmalarına bağlıydı. Nüfuzun temelini teşkil eden unsurlar bunlardı. Servet ise nüfuz elde etmek için bu alanda az rol oynardı.

Bu ölçülere göre de Qazi ailesiyle boy ölçüşebilecek birinci sınıf bir aile yoktu Mahabad’da. Bu arada büyük ‘‘Şifaî’’ ailesinin de sözünü etmek gerekir. Bu ailenin lideri Hacı Rahmet, 60 kişinin başında bulunmaktadır. Bunlar şehrin doğu kesiminde bulunan geniş, çok bölmeli ve çok avlulu bir evde yaşamaktadırlar. Bu ailenin serveti ise çarşıdaki bazı binalardan ve Meyanduvvab yolu üzerinde bulunan bazı verimli tarlalardan meydana gelmiştir.

İşte Mahabad’da Qazi ailesiyle ve onuri nüfuzuyla rekabet eden bir tek aile vardı, o da Hacı Rahmet’ in başında bulunduğu Şifaî ailesiydi. Ondan başka Qazi ailesiyle rekabet edebilecek bir tek aile yoktu. Ne var ki kent, Sovyetler Birliği‘nin de desteğiyle ayrılıkçı bir yön alınca Şifaî ailesi susmak zorunda kaldı. Ancak bu, kin dolu bir suskunluktu.

Qazi Muhammed, hiçbir Qazi’nin kendisi kadar saygı görmediği ve yüceltilmediği Qazi Ali‘nin oğludur. Qazi Ali ise Qazi Kasım‘ın oğludur. Böylece Qazi Muhammed baba tarafından qazi ailesindendir. Anası ise Sakız‘da oturan Fadlullah Begî aşiretindendir. Qazi Mubammed’in bir tek kardeşi vardı. Adı Ebül-Kasım Sadrî Qazi olan bu kardeşi, Qazi Muhammed’den dört yaş küçüktü. Qazi Muhammed’in dört tane de kız kardeşi vardı.

Qazi Muhammed daha çocuk yaştayken ”Qutabxane’’ diye adlandırılan din okulunda okumaya başlamıştı. Din adamlarının yetiştiği bu okullar, o dönemde girilebilecek tek eğitim merkezleriydi, orada görülen din eğitimi de o dönemin tek eğitim şekliydi. Fakat Qazi Muhammed, asıl eğitimini babasının yanında ve evine girmiş çeşitli dillerdeki kitaplarla yaptı.

Muhammed, babasının yerine kadılık görevine atanmadan önce, Mahabad Vakıflar Dairesi Müdürlüğü görevinde bulunmuştu. Kadı olur olmaz nüfuzu ve itibarı büyük ölçüde arttı. O kadar ki verdiği karara muhalefet edilmez oldu. Adı her zaman saygıyla anılırdı. Daha sonra bir dul kadınla evlendi. Bu kadın kendisine hem iyi bir hayat arkadaşı oldu, hem de onu bir mutlu yuvaya kavuşturdu. Ayrıca kendisine bir erkek ve yedi kız çocuğu verdi.

Qazi Muhammed, genel kültür ve bilgisinde bazı eksiklikler olmakla birlikte, Mahabad ölçülerine göre aydın sayılırdı. Dinsel görevi, ekonomik, siyasal ve sosyal alanlardaki ilişkilerde ilerici bir görüş açısını benimsemekten kendini alıkoyamamıştı.

İnatçı, otoriter ve güçlü bir kişiliğe sahip olan Qazi Muhammed ağır konuşan bir adamdı. Konuştuğu her üç-dört sözcükten sonra biraz duraklar, sonra yine devam ederdi. Konuştuğu adamlara, özellikle çeşitli zamanlarda Mahabad’ı ziyaret eden yabancılara karşı her zaman saygılı davranırdı. Amerikalılarla dostluk kurmaya ve sohbet etmeye de önem verirdi. Bölgedeki Amerikalı misyonerler ve Alman doktor da kendisini dost sayarlardı. 1942 yılında aşiretlerin saldırıları tehlikesi başgösterdiği zaman, Mahabad’da oturan tek Avrupalı kadın Bayan Dahi, tek oğlunu Qazi Muhammed’in yanına göndererek, kendisini evinde himaye altına almasını istedi. Ne var ki, daha sonra kendisiyle dostluk kuran Ruslar onunla ilişkilerini sıklaştırmaya başlayınca, Batı Avrupalı ve Amerikalı dostları ile olan ilişkilerinde daha çok mesafeli davranmaya başladı.

1941 yılında İran ve Sovyet ordularının bölgeden çekilmeleriyle Mahabad’da doğan boşluk, şehri idare etmeye ve aşiretlerin saldırılarına karşı korumaya muktedir olan, heybetli, saygıdeğer bir kişiliğe sahip bulunan Qazi Muhammed tarafından dolduruldu. Qazi Muhammed, bazı eksikliklerine rağmen bu güç işi başardı ve yönetilmesi zor olan Mahabad bölgesini iyi yönetti. Bu nedenle Mahabad şanslı sayılırdı.

Qazi Muhammed’in küçük kardeşi Ebül-Kasım Sadrî Qazi ise yalnız ilköğrenim görmüştü ve bu öğrenim, kendisinin kadılık ya da başka bir dinsel görev almasına yeterli değildi. Bununla birlikte ahlak ve davranışları bakımından ağabeyinden daha az nazik ve olgun değildi. Ayrıca, bölgede yüksek tabakadan gelen ailelerden birinin bir kızıyla, halkının diğer gençleri gibi daha genç yaşta evlenmişti.

Sadrî Qazi de ağabeyi Qazi Muhammed gibi Mahabad halkı ve dostları tarafından çok sevilirdi. Sadrî Qazi 1943 yılında parlamento üyeliği için bölgenin tek adayıydı. Alışık olduğu kırsal Kürdistan‘ dan Tahran’a gidince, Tudeh Partisi‘nin bazı üyeleri kendisiyle ilişki kurdular ve o sırada Azerbaycan‘ı denetimi altında tutan Sovyetler Birliği’nin görüşü paralelindeki kendi görüşlerini ona telkin etmeye başladılar. Böylece Sadrî Qazi de Tudeh Partisi ve Sovyet görüşlerini benimseyerek kendi siyasal yönünü tayin etti. Daha sonra görüleceği gibi, Parlamento’da yaptığı en büyük hata, Tudeh Partisi’ni destekleyen ve İran ordusunu sert bir dille eleştiren cüretli konuşması oldu.

Qazi ailesinin üçüncü bir ünlü üyesi daha vardı ki o da Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin yükselmesiyle birlikte yükseldi ve onun düşüşüyle birlikte düştü. Bu, Qazi Muhammed’in amcasının oğlu Muhammed Hüseyin Seyfî Qazi’ydi. Seyfi Qazi babasına verilen bir unvandı. 1945 yılında yaklaşık olarak 42 yaşında olan Muhammed Hüseyin Seyfi Qazi uzun boylu, dolgun yapılı, görkemli bir adamdı. Meyanduwab yakınlarında altı köyü vardı ve hepsi de güzeldi. Muhammed Hüseyin Seyfi Qazi haddinden fazla içki içer ve her zaman hazımsızlıktan şikâyet ederdi. Şişmanlığı ve hazımsızlığı yüzünden bir doktordan öteki doktora giderdi. Bakü’ye yaptığı ikinci ziyareti sırasında da bu şikâyetleri vardı. Bu rahatsızlıklar, ölünceye kadar yakasını bırakmadı.

*William Aeglaton, Mahabad Kürt Cumhuriyeti 1946 kitabından alınmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz