Batı Kaynaklarında Selahaddin Eyyubi

Yücel Emrah

Önce ben Kürdüm. Ramadi aşiretindenim. Bu aşiret Kürdlerin en eski ve en asil aşiretlerinden biridir.
Selahaddin Eyyubi el-Kurdî

Sarayı olmayan tek Sultan olan Sultan Selahaddin Eyyubi el-Kurdî Ortadoğu’nun hatta tüm dünyanın gördüğü ender şahsiyetler arasındadır. 88 yıl boyunda Haçlılar‘ın elinde olan Kudüs‘ü, “Kudüs işgal altında iken nasıl gülebilirim ki?” diyip 1187 yılında fethederek Kudüs Fatih‘i olmuştur. O dönemde müslümanların birleştiricisi ve hükümdarı olarak bilinen Sultan Selahaddin, eşine az rastlanır bir sultanlık hayatı yaşayarak hem İslam dünyasını hem de Batı dünyasını kendine hayran bırakmıştır.

Taraflı ya da tarafsız bütün tarihçilerin kitaplarında Selahaddin hakkında yazılanlar hemen hemen ortaktır. İyiliği, adaleti, başarısı, azmi, hoşgörüsü, insanları memnun etme çabası, kavgada sert, savaşsız dönemlerde ki yumuşak huyluluğu, cömertliği, dindarlığı vb. (Cemal Toksoy) Mehmet Akif Ersoy onu “Şark’ın en sevgili sultanı”, Fransız tarihçi Champdor “İslam’ın en saf kahramanı” diye nitelemiştir. Selahaddin, kaynakların ittifakla belirttiğine göre dindar, merhametli, cömert, güler yüzlü. Vakur, sağlam iradeli, mert ve heybetli bir kişiydi. (Ramazan Şeşen)

Sultan Selahaddin ya da batılıların deyimiyle Sultan Saladin batı kaynaklarında her zaman iyi bir şekilde anılmıştır. Merhametiyle, cesaretiyle, bilgisi ve dindarlığıyla ön plana çıkarak batılılar için bir efsane olmuştur.

James Reston, Tanrı’nın Savaşçıları Üçüncü Haçlı Seferinde Selahaddin Eyyubi ve Aslan Yürekli Richard isimli kitabında Selahaddin Eyyubi’yi müslümanlar için bir prototip gibi görerek şunları söylemektedir: “Yaptıkları iyi bir müslümanın ne yapması gerektiğini tanımlayacak cinstendi. Düşmanlarına karşı afları ve çeşitli yardımlarıyla soyluluk ve bilgelik şansını sonuna kadar sürürdü.

Sultan Selahaddin Eyyubi el-Kurdî özellikle düşmanlarına karşı göstermiş olduğu merhamet ile gönüllerde taht kurmuştur. III. Haçlı Seferi‘nde savaşın kızgın olduğu bir anda Aslan Yürekli Richard atından düşer. Bu olay sonrasında Sultan Selahaddin’in erdemli davranışı, James Reston’un aynı eserinde şöyle anlatılır: “Selahaddin’in askerlerinden biri “kral orda! Atından düşmüş kaçıyor!” diye heyecanla bağırmasına karşı Selahaddin olanları görmüş. Bir kral nasıl bu hale düşer, diye kardeşi El-Adil’e döndü ve ekledi: “koş bu iki Arap atını ona yetiştir. Benim verdiğimi söyle. Böylesi büyük bir krala atından düşmek yakışmaz.” diyerek düşmana karşı ne kadar merhametli olduğunu gösteriyordu.

Sultan Selahaddin’in Kudüs’ü fethetmesinden sonra onu farklı şekilde tanıtanlar da olmuştu. Gerçeklik ve mitoloji arasında bir varlık olarak görülmeye başlanmıştı. Nitekim Papa VIII. Gregory, 29 Ekim 1187 tarihli fermanında Hattin Savaşı yenilgisini ve Selahaddin’in Kudüs’ü fethetmesini Tanrı’nın ilahi bir cezası olarak görmüş ve şöyle demişti: “Öfkesi hızlı değil, ama cezayı erteliyor ve pişmanlık için zaman veriyor.”, “Tüm Hristiyan halkı günahlarına da dikkat etmeli ve endişelenmeliyiz, böylece o topraktan geriye kalanlar kaybedilmeyebilir ve diğerlerinde güçleri yükselebilir.” Bu ceza yüzünden Hristiyanlar tövbe etmeli ve günahlarına dikkat etmeliydi ki Tanrı Selahaddin’i geri çeksin. Sultan Selahaddin, Papa’ya göre “Hristiyan kanına susamış bir barbar” ve Babil Kralı Buhtunnasr`ın 12. yüzyılda yaşayan versiyonuydu.

İtalyan yazar Giovanni Boccaccio’nun Decameron (1492) adlı eserinde Sultan Selahaddin’den övgüyle bahseder. Kitapta Sultan Selahaddin ile karşılaşan Torello adında bir şövalye Sultan’a hayran bir şekilde, “Keşke bizim de sizin gibi şövalyelerimiz olsa” diyerek Sultan’a karşı hayranlığını dile getirir.

Tyre (Sur) başpiskoposu Guillelmus, Denizin Ötesinde Yapılan İşlerin Tarihi isimli eserinde Selahaddin Eyyubi için her ne kadar “korkunç düşman” gibi olumsuz ifadeler kullanmış olsa da güçlü bir lider olduğunu söylemekten kendini alıkoyamamıştır. Guillelmus kitabında şu ifadeleri dile getirir: “Tarih ona cömertçe gülümsediği için krallıkları kontrolü altında tutan Selahaddin, her şeyde güçlü bir lider rolünü oynayan, yorulmaz bir enerjiye sahip bir adam.

Alman İmparatoru II. Wilhelm 1898 yılında Sultan Selahaddin’in Emevi Camisi‘nde ki kabrini ziyaret ederken konuşmasında şu tarihi sözleri söylemiştir: “Sultan Selahaddin gibi bir kahramanın yaşadığı bu topraklarda bulunmaktan dolayı çok mutluyum. O, eşine az rastlanan bir cesaret ve kahramanlık örneğidir.” Ayrıca İmparator, Sultan Selahaddin’in kabrine “Şüphesiz ki Allah iyilik edenleri sever” ayet-i kelimesinin yazılı olduğu bir çelenk bırakır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz