Kürtler’de Kadın

Yücel Emrah

Benim doğduğum coğrafyada önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğardı. Güneşi kadınlar doğururdu

Dil

Sosyal bir varlık olan insan doğası veya ihtiyacı gereği insanlarla iletişim halinde olur. İnsan bu iletişimi diğer varlıklardan farklı olarak, Edward Sapir’in ifadesiyle “yalnızca insana özgü olan ve içgüdüsel olmayan dil” ile gerçekleştirir.

Diltoplum üyelerinin toplam kültürüne göre etkileşime giren nedensiz ses sembolleri dizisi.(G. Trager) İnsanların alışılmış sözlü-işitsel nedensiz semboller aracılığıyla birbirleriyle iletişim ve etkileşim kurdukları kurumdur.(R. A. Hall) İnsan toplumları tarafından kullanılan binlerce sözlü iletişim sisteminden sadece bir tanesidir.(Salzman)

Dil, hayal dünyamız ve düşüncelerimiz sese dönüşmüş halidir. Düşünceden bağımsız bir şekilde doğal olarak gerçekleşmez. Düşünceler farklı olduğundan dolayı farklı diller ortaya çıkmıştır. Örneğin Kürtçe’de derî, Türkçe’de kapı ve İngilizce’de door aynı anlamdadır. Aynı nesnenin farklı şekillerde telafuz edilmesinin tek nedeni toplumların düşünce sistemlerinin farklı olmasıdır. Harris’in dediği gibi “Her ulusal dilin kendine özgü bir dil-ruhu vardır.”

Bir toplumun oluşumunda en önemli etken olan dil, sosyal düşünce ve bakış açısının yansımasıdır. Bir nevi toplumun aynasıdır. Herhangi bir toplum hakkında bilgi sahibi olmak isteyen bir kişi toplumun dilini inceleyerek toplum hakkında birçok bilgi elde eder. Nitekim dil ile toplum arasındaki ilişkinin temelinde toplumsal gerçekliğin dile yansıması yere alır.(Raymond Williams)

Kadim Kürt Ulusu’nda kadının değerini incelemek istediğimiz zaman Kürtçe’de kadınlar için kullanılan ifadelere bakmamız gerekecektir. Yukarıda açıkladığımız üzere dil düşüncenin aynasıdır. Yani Kürt Ulusu’nun düşüncesinde ki kadın profili dilde ki sözcüklerde saklıdır.

Jin, Jîyan, Azadî

Kürtler’in toplumsal sloganı diyebileceğimiz Jin, Jîyan, Azadî (Kadın, Hayat, Özgürlük) üçlemesi toplumun benliğini ortaya koyan en iyi kalıptır.

Hayat ve özgürlükten önce kadını ön planda tutan Kürtler, kadın olmadan diğer ikisinin anlamsız olduğunu vurgulamıştır. Bu şekilde kadına hiçbir toplumda görülmeyen bir kutsallık yüklemiş ve bunu hayatın ve özgürlüğün üzerinde olduğunu göstermiştir. Bir taraftan da kadını başa alarak kadın olmadan diğerlerinin olmayacağını, kadının gücü ile gerçekleşeceğini bize gösterir. Yani Kürt Ulusu’nun düşüncesine göre özgürlük ve hayat kadının ta kendisidir.

Günümüzde görünmez bir kast sistemi oluşturularak ikinci sınıfa indirgenen ve sadece cinsel bir obje olarak görülen kadın, Kürtler de yüce bir kutsallığa ulaşır.

Kürtçe’de kadın, jin olarak telafuz edilir. Jin kelimesi jîn (yaşam) ile bağlantılıdır. Yani kadın yaşamdır, yaşamın asıl kaynağıdır.

Evli erkekler eşlerine “jin a min” (kadınım) derken onlara, “jîn a min” (yaşamım) olarak hitap eder. Kadın o kişinin yaşamıdır. Kadın olmadan yaşamın olmadığını bilir ve yaşamım diye seslenir. Ona her jin a min dediğinde kadını göklere çıkartarak yüceltir.

Kürt erkeklerinin eşleri için kullandığı bir diğer isim de “kebanî, kevanî” ismidir.

Bir Kürt İmparatorluğu olan Med İmparatorluğu’nda kraliçeye Keybanû olarak hitap ederlerdi. Dilin sürekli gelişim ve değişim içerisinde olduğundan Keybanû kelimesi kebanî veya kevanî olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Atalarından onlara kalan bu miras ile Kürtler eşlerine kebanî, kevanî yani kraliçe olarak seslenirler. Yaşadığı evi bir devlet, eşini de bir kraliçe olarak görür.

Kürtler evli olduğu kadına süslü cümleler, güzel şiirler ve methiyeler dizmeden sadece hitap edişiyle onu yüceltir.

Evli kadınlar için söylenen bir başka hitap hevser sözüdür. Hev; aynı, birlikte ve –ser; baş kelimelerinden oluşur. Bu kelime ile eşler birbirlerinin aynı düşüncede aynı huyda olduğunu dile getirirler. Bu şekilde erkek iki kişinin bir can olduğunu söyler. Tek bir cümle ile şunu ifade eder; “sen bensin, ben de senim”.

Bunların dışında yine kadınlara verilen değerin ne denli yüksek olduğunu gösteren isimler de vardır. “Pîrek, Hurmet, Malî, Xêzan, Kulfet” bunlardan birkaçıdır.

Kürtler sözleri sadece evli olduğu kadınları yüceltmek ile kalmaz aynı zaman da kız kardeşlerine de çok büyük değer verirler.

Kürtçe de kız kardeş xwişk ve güzel ise xweş olarak ifade edilir. Aynı kökten türeyen bu iki kelime verilen değeri açıkça ortaya koyar. Kız kardeşlerine “xwişk a min” diye seslenirken güzelim diyerek seslenirler.

Eşlerini ve kız kardeşlerini yücelten Kürtler, evrenin en güzel varlığı olan anneyi unutmazlar.

Anne anlamına gelen dayê kelimesi, vermek anlamına gelen da kelimesinden türer. Dayê anne anlamına geldiği gibi verdi anlamına gelir. Böylece tüm insanlığı ona muhtaç eder. İnsanlık ondan gelir. Ondan geldiğimizi göstermek için dayê denir ve anneyi tanrısal bir varlığa dönüştürür.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz