Kürt Mitolojisi I: Doğa, Tabiat

Yücel Emrah

Yunanca; mitologia (µυθολογία), mithos (µυθος) yani “söylenen ya da duyulan söz” ve logos (λογος) yani “konuşma” kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Eski Yunan’da “geçmişte söylenenlerin tekrar edilmesi “ gibi bir anlam barındırmaktayken zamanla Batı dillerinde “efsane” anlamı kazanmıştır. Günümüzde “mit bilimi” yani efsaneler bilimi olarak tanımlansa da uzmanların ve araştırmacıların kabul göreceği bir anlam bulmak neredeyse imkânsızdır. Mitoloji uzmanı Mircea Eliade’nin söylediği gibi, bütün uzmanların kabul edebileceği ama aynı zamanda uzman olmayanlara da yabancı gelmeyecek tek bir mit tanımı bulmak güçtür. Toplumdaki mitlerin bütün tür ve işlevlerini içerebilecek tek bir tanım bulmak olanaksızdır Çünkü mit, çok sayıda ve birbirini bütünler nitelikte bakış açılarına göre ele alınıp yorumlanabilen son derece karmaşık bir kültür gerçeğidir.

Mitolojinin tanımı yapılırken araştırmacılar ve uzmanlar kendi alanlarına göre yorumlamıştır. Örneğin Fransız yazar Voltaire mitleri incelemenin akılsızların işi olduğunu dile getirirken, Frazer mit’i yaşam ve doğa fenomenlerinin yanlış açıklaması olarak tanımlar. Lang, mitleri her şeyden önce nedensellik olarak görüyorken Malinowski ise mitlerden sosyal olaylar ve inançları onaylama istiyor olarak bahsediyor. Harrison mitlerin ortaya çıkması sebebini, ritüellerinin anlaşılması olarak değerlendiriyor. Freud’a göre ise mitler, tıpkı rüyalar gibi bilinçaltındaki korkuları ve isteklerdir. Jung, mitleri sembollerle belirlenen kolektif hafızanın ifade şekilleri ve arketip düşünce kalıpları olarak değerlendirilir. Görüldüğü gibi herkes mitolojiyi kendi alanına göre değerlendirip anlam yüklüyor.

Mezopotamya’nın kadim halklarından biri olan Kürtler’de zengin bir mitoloji kültürü vardır. Cemşid’den Rustemê Zal’a, Demirci Kawa‘dan Zalim Dehaq‘a, Mem û Zîn’den Sîyabend û Xecê‘ye kadar birçok mitolojik öğe barındırır. Kürt mitolojisi de diğer Mezopotamya hakları ve tarım toplumları gibi tabiata yani doğaya kutsallık yükleyerek oluşmaya başlamıştır. Kürşat Demirci‘nin belirttiği gibi, “eski Mezopotamya inançlarının büyük oranda animistik (canlıcılık) ve naturistik (tabiatçılık) temeller üzerine oturtulduğu bilinmektedir.” Kürtler’in Allah için kullandıkları “Xweda” kelimesi ile tabiat ve doğa anlamına gelen “xwezayê” kelimesinin benzerliği tabiata verilen kutsallığın iyi bir göstergesidir.

Günümüzden yaklaşık olarak 15000 yıl önce insanlık avcı toplumundan tarım toplumuna geçmeye başladı. Yani tüketen toplumdan üreten topluma geçilmişti. Fakat insanlık bu geçiş ile sadece “buğday” üretmekle kalmamış aynı zamanda din, kültür, yeni yaşam şekilleri ve en önemlisi mitoloji üretmeye başlamıştı.

İnsanlar toprağa atılan tohumun hayret verici bir şekilde yeşermesini ve küçük bir tohumdan onlarca tohum elde edildiğini görünce görünmeyen bir gücün varlığına inanmaya başladı. Aynı zamanda yapılan işi kutsal görerek saygı ile yaklaşıyorlardı. Günümüzde yerde olan ekmeği öpüp başımıza koyarak kaldırmak Neolitik dönemden kalan bir gelenektir.

İnsanlar görünmeyen güce o kadar saygı göstermişlerdi ki hasat zamanında elde edilen ilk ürünü görünmeyen “tanrılarına” kurban ediyorlardı. İlkleri kurban ederek en değerlilerinden vazgeçtiklerini göstermeye çalışıyorlardı. Bu şekilde tanrıları toprağın bereketini devam ettirecekti. İbrahim peygamberin ilk oğlu İsmail’i Allah’a kurban etmesi Babil’de ki “ilkleri kurban etme” geleneğinden geliyordu.

Erken Neolitik mitolojide hasat, kutsal evlilik anlamına gelen hiyerogaminin meyvesiydi: Toprak dişiydi; tohumlar tanrısal ersuyu, yağmurda gök ile yerin cinsel birleşmesiydi. Ekim sırasında kadınlar ile erkekler arasında cinsel ayinler yaygındı. Başlı başına kutsal olan bu birleşme toprağın doğrudan enerjisini harekete geçirdi, çiftçinin sabanı ya da çatal beli de toprağın rahmini açıp onu tohumlar şişiren kutsal bir erkeklik organıydı.

Kürtçe’de Ekim ayı anlamına gelen “Cotmeh” ve çiftçi anlamına gelen “cotkar” sözcüklerinde “cot” yani çift kelimesi ile başlar. Bu kelimeler Neolitik dönemin mitolojisini sürdüğünü göstererek, bize yerin ve göğün birleşmesini anlatır.

Kaynak;

Mitlerin Kısa Tarihi, Karen Armstrong
Kürşat Demirci, Eski Mezopotamya Dinlerine Giriş; Tanrılar
Kürt Tarihi Dergisi, 35. Sayı Kürt Mitleri
Dil ve Mit, Ernst Cassirer

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz