Dengbêjlik Geleneğinin Tarihçesi

Yücel Emrah

“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı…”
(Yuhanna 1:1)

Asur’un kudretli kralı Asurpanibal kütüphanesini oluşturmadan, Musa’nın kırk günlük görüşmesinden sonra yazılan On Emir’den ve Sümer tabletleri yazılmadan yüzyıllar önce Dengbêjin sesi Kürdistan’ın kutsal topraklarında yankılanıyordu.

Dengbêjlik; uzun kış gecelerin de Şevberklerin diwanlarında toplanarak dilden dile büyük bir miras gibi bize aktarıldı. Dengbêjlik geleneği, yazının icat edildiği Kürdistan topraklarında hiçbir zaman yazıya dökülmeyerek günümüze kadar ulaşmış; mistik gücünü, felsefe, ahlak ve misyonunu kaybetmeden tarih sahnesinde benzeri görülmeden yaşamaya devam eden bir sözlü gelenektir.

Sözlü gelenek olmasından dolayı, akıllarda büyük bir soru işareti olan “Dengbêjlik Geleneğinin Tarihi” sorusuna cevap bulmamız imkansız denebilecek kadar zordur. Fakat tarihin altın harflerle yazdığı Dengbêjler ile bu konu hakkında az da olsa bilgi edinebiliriz.

Modern Kürt Edebiyatı‘nın öncüsü Mehmet Uzun‘un deyişiyle “Kürtler’in Homeros’u” olan büyük Dengbêj Evdalê Zeynikê 19. yüzyılda yasamış, Sürmeli Mehmet Paşa’nın Dengbêjliğini yapmış ve “Gulê” ve “Şêx Silê” gibi dengbêjler ile atışmıştır. Bugün dinlediğimiz “Wey Dil” ve “Haylê Metê” kilamları gibi onlarca kilam Evdalê Zeynikê’ye aittir. Ayrıca 1865 yılında Kozanoğulları isyanını bastırmak için giden Sürmeli Mehmet Paşa’nın daima yanındadır. “Xozan Daxê” kilamını bu savaş üzerine söylemiştir.

Iraklı sosyolog Waide JwaidehKürt Milliyetçiliğinin Tarihi” adlı eserinde 17. yüzyılda Dengbêj okulları olduğunu, bu okullarda Dengbêjlerin anlattığı hikayelerin öğretildiğini ve ses eğitimi verildiğini belirtmektedir. Waide Jwaideh’nin sözleri Dengbêjlik tarihini 17. yüzyıla kadar götürüyor ve Kürtlerin o dönemde Dengbêjlik geleneğine ne kadar önem verdiğini öğretiyor.

Ermenistan’da yaşayan Kürdolog Qanatê Kurdo, Kürtlerin iki büyük şairi Melayê Cizîrî ve Feqîyê Teyran‘ın aynı zamanda birer dengbêj olduğunu bizlere söylüyor. 16. yüzyılda yaşamış olan şairlerimiz şiirlerini kilam halinde insanlara aktarıyorlardı. Bildiğimiz gibi büyük dengêjimiz Dengbêj Reso Feqîyê Teyran’ın “Sinem” kilamını söylemişti.

Ermeni tarihçi Moses Von KhorenErmenistan Tarihi” isimli kitabında büyük bir Kürt krallığı olan Med Kralı, Kral Astiages zamanında yaşayan ve Med ülkesinde tanınan Dengbêj Angares’den bahseder. Dengbêj Angares, Kral Astiages’in sarayında düzenlediği eğlenceye katılır, kilamlar söyler. Moses Von Khoren’a göre Dengbêjlik Med Kralı Kral Astiages’e kadar dayanıyor. Kral Astiages MÖ 589-549 yılları arasında hüküm sürmüştür. Yani günümüzden 2500 yıl öncesine dayanmaktadır.

Dengbêjler, kilamlarına kutsal bir ritüel gibi ellerini kulaklarına götürerek “hayii,hayii” kelamı ile yani Uratular’ın diğer adıyla Xaldiler’in Gök Tanrısı “Xaldi”yi anarak başlarlar. Kelimelerin kökenine indiğimizde ve aralarında ses benzerliğinden de anlaşılır. Günümüzde her ne kadar tanrı Xaldi olarak anılmasa da Dengbêjler’in “hayii,hayii” ile giriş yapmaları Urartu Uygarlığına kadar dayanır. Urartu Uygarlığı MÖ 13. yüzyılda hüküm sürmeye başlamıştır. Böylece günümüzden 3300 yıl öncesinde de Dengbêjlik Geleneğinin var olduğunu anlıyoruz.

Kürtlerin değerli atasözlerinin biri de şudur. “Ji dema ku deng hebûye, dengbêjî jî hebûye” (Sesin olduğu zaman, dengbêjilik de vardı). Ata yadigarı bu sözden anlaşılacağı gibi Dengbêjlik Geleneği sesle birlikte var olan bir gelenektir. Allah’ın sesi yarattıktan sonra Kürtlere bahşettiği bir gelenektir. İnanıyorum ki insanlık varolduğundan bu yana Kürtler Zagros Dağları’nda ateşin etrafında toplanarak Dengbêje kulak veriyorlardı.

Ve son olarak diyebiliriz ki yazının bulunduğu MÖ 3500 yılından önce de varolmuştur. Daha da eskiye dayanır. Ve bu bir hakikattir ki;

Ve Yazıdan Evvel Söz Yaratıldı…

1 Yorum

  1. Allah kürde dert vermiş. Anlatsın diye ses vermiş. Belki de sesimizin güzelliği derdimizin çokluğundadır yada sesimizin çıkmasına karşı çıkanlara inatdır. Sizin de dediğiniz gibi “deng” sadece ses değil acıdır kederdir. “Bej” ise asırlarca yokluğunu iddia edenlere varlığını beyan etmedir. Ki yasaklanmış bir dili ancak dengbejler bu kadar güzel anlatır. Kürtlerin tüm acısı aşkı sevinci tarihi dengbejlerden gelir. Bu yüzden dengbejler büyük önem taşır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz