Kürtçe Latin Alfabesi Üzerine

Dr. Ömer Uluçay

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan müslüman halklar tarafından kuruldu. “Kuvayi Milliye” ve “İrade-i Milliye” müslüman unsurların gücü ve iradesi anlamındadır. Osmanlı’nın son dönemlerinde öne çıkan kurtuluş önerilerinden birisi de “Türkçülük”tür. Ama zaman içinde Türkçülük, “Milliyetçilik” olarak kullanıldı. Bu sözcük dini anlamda “Din“i ve “Ümmet“i ifade ediyordu. Bunun üzerinde bir tartışma yoktu, her kavim varlığını, ifadesini buluyordu.

Türkler de bir kavim olarak Anadolu’nun ve müslüman ümmetinin bir gerçeği ve varlığıdır. Ancak, milliyetçilik İslam ve din anlamından çıkarılıp kavim merkezli ulus oluşturmaya dönüşünce çatışma başlamış ve bugüne kadar sürmüştür. Yani devlet resmi söylemde, kavmi anlamda “Türk Devleti” ve millet (müslüman) de “Türk Milleti” olarak kabul edilmiş ve devlet politikası olarak diğer kimliklerin eritilmesi hedeflenmiş ve uygulanmıştır.

Şahin Alpay bu gerçeği şöyle anlatmaktadır:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları Osmanlı’dan miras çok sayıda etnik ve dinsel gruptan oluşan Anadolu müslümanlarından, aynı dili konuşan (Türkçe) konuşan ve aynı inanca (Diyanet İslam’ı) bağlı bir “Türk Milleti” yaratma projesini uygulamaya koydular. Bu proje uyarınca, diğer etnik ve dinsel gruplar gibi Kürtler (ve Aleviler) de yok sayıldı. Ne var ki asimilasyon politikaları ancak bir ölçüde başarılı olabildi.

Kendini Kürt sayan yurttaşların dili ve kültürlerini serbestçe yaşama ve kendilerine özgü dertlerini özgürce ifade olanaklarının bastırılmasından kaynaklanan “Kürt Sorunu” , Cumhuriyet tarihi boyunca irili ufaklı isyanlara neden oldu. İsyanlar, sorunun güvenlik boyutunu meydana getirdi.

“Kürt Sorunu” ayrı bir araştırma konusudur. Ancak “Kürt Dili” Bu sorunun merkez ve dinamik noktasıdır. Çünkü biliniyor ki “dil olmayınca millet olmaz”. Dil sadece yöresel ve bireysel konuşmaktan işaret değildir, aynı zamanda yazmak, eğitip öğretmek, geliştirmek de esastır. Ne var ki bu sosyolojik ve insanı gerçeğe karşın, Türkiye’deki “Gayrı Türk” unsurların “Türklüğe asimilasyonu-temsili” politikaları uygulanmıştır ve halen devam etmektedir.

12 Eylül 1980 darbesiyle Kürt Dili kanunla yasaklandı ve sevda türkülerini içeren bant kasetleri suç unsuru olarak ağır ceza mahkemelerinde delil olarak değerlendirilmiş ve kişiler cezalandırılmıştır. 1930‘larda da, Türkçe bilmeyen Kürtlerin Türkçe konuşmaları iştenmiş ve buna uymayıp ana ve ortak dilleri olan Kürtçe’yi konuştukları için de belediye zabıtalarınca cezalara çarptırılmışlardır. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme süreci ile halklar üzerindeki kültür asimilasyon politikalarında dünya konjuktürüne uygun olarak bir gevşeme ve görmezlikten gelme siyaseti uygulanmaktadır. Bunun henüz yasal bir zemini oluşturulmamıştır.

Bilindiği gibi bir dilin omurgası onun alfabesi ve dile özgü seslerin yazılıp telâffuz edilmesi ve okunmasıdır. Öyle ise merkez nokta, düğüm yeri Dilin Alfabesi’dir. Demek oluyor ki, omurga sağlam olacak ve korunacaktır.

Kürtler halen Latini, Arabi, Krili alfabe kullanmaktadır. Lehçeler arasında ve özellikle Soranca’nın bağımsız bir dil olarak yerleşme ve gelişme gayretleri görülmektedir. Günümüzde Güney Kürdistan’da kazanılmış haklar ve öne geçmiş resmi durum nedeniyle bütün bağımsız bir tavır görülmektedir. Lehçeler ayrı televizyon kanalları üzerinden bu ayrışmayı gün yüzüne çıkarmakta ve ayrılığı körüklemektedir. Oysa ki televizyon kanallarının ortak bir Kürt Dili kullanmaları ve geliştirmeleri acildir, zorunludur. Toplum bir bütündür, farklılıklar zenginliktir. Herkes atını gönlünün isteğine ve kendi menfaatine göre farklı istikametlere sürmemelidir. Beden bir bütündür. Baş, kol ve bacaklar ile gövde bir insanı, bir toplumu oluşturmaktadır. Kürtler de yekvücut olarak hareket etmek durumundadır, yoksa parçalar çabuk zayi olur, yazık olur.

Kürtler önce alfabelerini tam, sağlam ve standart yapmak zorundadır. Alfabe ve gramer; istenen, beklenen, gelişmiş ve yeterli “Kürt Dili” yaratacaktır. Kürtçe, manevi ve edebi anlatımlarda, dini konuşma ve vaazlarda tam yeterlidir. Ancak modern cağın yönetim, teknoloji ve bilimsel gelişimlerini karşılamak bakımından sözcüklere gereksinimi vardır. Kürtçe kelime öğretmek için çok elverişlidir Ancak her canı isteyenin sözcük üretmesi/türetmesi diye bir şey olamaz. Bunun için merkezi ve bağlayıcı bir ortak örgütlenmeye acil gereksinim vardır. Oluşacak bu merkezi yapı, lehçelerdeki sözcükleri dikkate alarak modern çağın iletişim sözcüklerine karşılık bir sözcük sözlük önerisi yapmalı ve topluma sunulmalıdır. Öyle sanıyorum ki bu iletişim/dönüşüm gereksinimi 5001000 sözcük içindedir. Bir sonraki aşama farklı alfabelerdeki Kürtçe eserlerin Latin Alfabesine dönüştürülmesi olacaktır.

Kürt Dili’nin gelişmesinde rol alan ve hizmetleri geçen kuruluşlar ile şahıslara şükranlarımı sunuyorum.

Sonuç olarak diyoruz ki;


a) Şimdiye kadar “Kürt Dil Bayramı” adı altında birçok etkinlik ve kongre yapılmıştır. Ancak bunlar Kürt edebiyatını tanıtma şeklinde olmuştur. Oysaki özellikle Kürt Dilbilim Kongresi dil sorununun tartışılacağı bir sahne olacaktır. Bu yapılmamıştır. Burada vurgulanan uluslararası (lehçeler arası) bir kongredir ve ortak Kürt Dili kararlarını alma mekanı olacaktır.

b) Geniş katılımlı ve bağlayıcı kararlar alarak Kürt Dili Kongresi’nde çalışmanın konu başlıklarını şöyle sıralamak mümkündür:

1. Kürt Latin Alfabesinin standardizasyonu

2. Modern iletişim çağının gereklerine cevap veren bir Güncel Terimler Sözlüğü’nün hazırlanması

3. Kürt Dili Standardizasyon Komitesi’nin kurulması

4. Lehçeler arasında iletişim ve geçişin sağlanması, bu içerikte Kürt Lehçeleri İletişim Toplantılarının yapılması

5. Lehçelerde sözcük derlenmesi

6. Basın ve medyada dil birliğinin sağlanması için, Kürt Dili Basın ve Medya Komisyonu’nun kurulması

7. Aydın çevrelerle iletişimin kurulup sürdürülmesi için Aydınlar ve Öneriler Komisyonu’nun kurulması

8. Yazılı Eserlerde Sözcük Tarama ve Derleme Komisyonu’nun kurulması

9. Bu çalışma ve kuruluşları koordine edecek, diğer tüm kuruluşlarca ilişkisi sürdürecek, başka toplantıların davetçisi ve organizatörü olacak bir Kürt Dili İzleme ve Koordinasyon Komitesi (Merkez Konseyi)’nin kurulması

10. Bilimsel ve Yönetsel Sözcükler Derleme ve Üretme Komisyonu’nun kurulması

11. Kürt diline ve dilinden yapılan çevirileri izlemek amacıyla Kürtçe Çeviri Komisyonu’nun kurulması

12. Gelişmeleri duyulan bir Kürt Dili Yayın Komisyonu’nun ve Kürt Dili Merkez Konseyi’nin yayın organı olacak Kürt Dili Dergisi’nin yayınlanması

Kürt dili ve Konferansı’nın; çağrı ve organizasyonu için Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, Kürt Enstitüleri, Kürt Aydın ve Yazar örgütleri, Kürt Yayınevleri, Kürt Sanatkâr kuruluşları ve belediyeler, oluşacak bir Ortak Komisyon öneri ve hazırlık yapabilir. Bu konferans, en kısa zamanda ve uygun bir merkezde yapılmalı, süreç ve gelişmeler ile kongre ve komisyon çalışmaları kamuoyuna yeterince duyurulmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz